IŞIK

Kategori: Uncategorized | 0

Kapıya bırakılan posta paketi, telaşlandırıyor beni

Hayır, ahşap olması değil

Eni enime, boyu boyuma uygun ya, o telaşlandırıyor.

Hayata kapanan,  ölüme açılan kapının  tam  eşiğindeyim…

Sırtımda, Feleğin çemberinden, bilmem kaç kere geçmiş ömrüm.

Minik bir güneşi alnım diye taşıyan başım.

Göğsümde,  hep içime attığım acıların ateşi.

Gözlerimde, haraç-mezat dağıttığım gülüşlerin kırıntıları.

Kalbimde, en pahalı aşkların bedava acıları.

Dudaklarım, açık kalmış sözlerin kapakları.

Dört bir yana dağılmış ruhum…

Bilgilerden, bilimlerden, bilgelerden bir yakmak.

Ateşlerden, aşklardan, şairlerden bir ışık.

Her yazılan şiirin ilk dizesine çarpan.

Her gösterilen filmin galasına karışan.

Gelinliğini prova eden genç kızın heyacanı.

Berberlerde, traş olan adamların kendi yüzünü sevmesi

İşten dönen babanın,  evin ziline basan işaret  parmağı.

Şu kocaman ülkenin,  en uzun ırmağı, en yüksek dağı.

Bebeklerin  sudan  berrak  ayağı.

Dört bir yana  dağılmış  ruhum…

 

Körün  elindeki  baston,

Görenin  gözündeki  fer.

Çırağın  geleceği,

Ustanın  gösterdiği  hüner.

 

Diyojenin  elindeki  fener,

Fenerin  ışığındaki  sen

Dört bir yana  dağılmış  ruhum

Suyla  akan,  rüzgarla  esen

Muzaffer Özdemir