KÂR VE ZARAR

Kategori: Uncategorized | 0

Bazı olaylar karşısında yeterince akıllı, bazı olaylar karşısında

yeterince deli olunabilmeli.

Bir takım şeyleri bilmeli, bir takım şeyleri hiç bilmemeli.

Meselâ, paranın nasıl kazanılamayacağını ben bilirim.

Bu konu ( paranın nasıl kazanılamayacağı) büyük yetenek gerektirir.

O kadar büyüktürki yeteneğin, sen yeteneğinle meşgulken, kapında

bacanda dolaşan, bazen yolda yürürken ayaklarına dolaşan paraları bile

görmezsin. Onları yeteneksizler toplar.

Çocukluğumda  izlediğim köy düğünlerimizde, bir amca  ( bu  evlenen

delikanlının amcası  ya da yakın akrabalarından biri olurdu)  biz çocuk-

lardan oluşan grubun önüne gelir, elindeki küçük torbadan bir avuç metâl

parayı alır havaya fırlatırdı. Çocuklar yem atılmış kuşlar gibi kanatlarını

hışırdata hışırdata birbirlerinin üzerinden uçardı.

Havada devinen o metâllerin  birbirine değdikçe şıkır şıkır öttüklerini duyar

yıldız yıldız ışık saçtıklarını görür kendimden geçerdim.

Bütün arkadaşlarım yere düşünce ışıkları sönen o paralara üşüşürken,

ben heyecanla gösterinin kahramanını  olan amcayı izlerdim.

İkici hamlede yine aynı heyecanı yakalar,  zevkten birkaç köşe olurdum.

Bu gösterinin üçün bölümü daha ilginç.

İçinde kalan birkaç metâl parçasını, torbayı ters çevirip öbür avcuna boşaltan kahraman amca, bu kez  mümkün olduğunca yükseğe fırlatırdı…

Gerçek bir sahnenin, yanıp sönen finâl ışıkları olurdu bunlar.

Gösterinin sonunda bütün arkadaşlarımın (kiminin az kiminin çok) parası olurdu.

Benim param olmazdı ama en kârlı ben çıkardım.

O yaşlarda topladığım ışıkları hayatım boyunca dağıttım da tükenmedi…

Muzaffer Özdemir